Salı, Aralık 19, 2006

Soğan Kebabı

Soğan kebabı da Gaziantep yemeklerindendir. Hemen her matkette ya da manavda "kabablık soğan" satılır. Bunların tek farkı küçük olması. Başka hiç bir özelliği yok. Yapımı çok kolay ama bir o kadar da lezzetli. Yine buradaki taş fırınlarda pişirilir. Bu fırınlar bizim hayatımızı ne kadar da kolaylaştırıyormuş meğer. Fırına giden yemek, sıra yoksa yarım saat sonra gelir. Hatta çoğu zaman semtimizin kasabını arayıp sipariş verebiliyoruz. Kaç kişilik olduğunu söylememiz yeter. Sonra da evimize kadar getirirler. Her kasabın yanında pide fırını muhakkak vardır. Organize çalışırlar zaten. İşimiz çok kolay değil mi?
Lakin ben, kendim hazırlamayı tercih ediyorum. Neden kolay olanı tercih etmiyorum bilmiyorum. Sanırım "ben yaptım" demeyi seviyorum.

Malzemeler:
  • 1 kğ kebablık soğan
  • 600 gr orta yağlı kıyma
  • Tuz
  • bol miktar karabiber
  • 3 yemek kaşığı nar ekşisi(nar pekmezi)
  • 1/2 su bardağı su

Yapılışı:

  • Önce soğanlarımızı iki taraflı baş kısımlarını kesip yıkayalım.
  • Kıymamızı tuz ve karabiber ile iyice yoğruyoruz.
  • Tepsimize sıra ile soğan ve ceviz büyüklüğünce et olacak şekilde dizelim.
  • Üzerine nar ekşisi ve suyu gezdirelim.
  • Bu şekilde fırınlıyoruz.

Soğan kebabını da patlıcan kebabı gibi mangalda yapabilirsiniz. Piştikten sonra bir tepsiye dizip, sulandırılmış nar ekşisini ilave edip, üzerini kapatarak 10 dk. kadar çok kısık ateşte dinlendirebilirsiniz.

Muhabbetle kalın...

22 yorum:

seda dedi ki...

Bütün antep yemekleri gibi bu kebapta çok lezzetli bir kere antepli birinin elinden yemiştim ellerinize sağlık

munevver dedi ki...

Rabiacığım,sen hep böyle yöresel yemekleri bize anlat e mi? Çok hoşuma gidiyor.Bu yemek de pek güzel.Soğanın kabuğuyla pişmesi içini pamuk gibi yaptı sanırım.Ellerine sağlık.
Sevgiyle,nanelimon.

hesna dedi ki...

Rabia merhaba
yine çok güzel bir yemek yapmışsın.görüntüsü kadar eminim lezzetide çok güzeldir.çokta sağlıklı ayrıca.soğanın antibiyotik görevini gördüğünü düşünürsek tam çocuklara göre.
eline sağlık canım

sevgi ve selamlar

hesna

serinmavi dedi ki...

Ellerine sağlık Rabia'cım nefis görünüyor.Geçen yaz Antep ve Kilisteydik,e oradaki misafirlikler nasıl biliyporsundur :) kebablar lahmacunlar fırından hep,ev hanımlarına pek birşey kalmıyor yapacak :) Tadlarının güzelliğini ise söylemeye gerek yok.Patlıcan kebab sıklıkla yaparız hem fırında hem mangalda ama bunu denememiştim hiç.Soğanları kabuklarıylamı diziyorsun tepsiye?

Defne dedi ki...

Rabiacığım,
ne güzel bir tarif bu. Bu şekilde pişmiş soğana bayılırım, ellerine sağlık!

titolo dedi ki...

Seda yemiş ve beğenmiş olmana çok sevindim canım. Sen de yapıp yersen afiyet olsun.

Münevver hanım ben de yöresel yemeklerimizi size anlatmakdan hoşlanıyorum. Keşke tatdırma imkanım da olsaydı. Soğanın içi sizin de dediğiniz gibi pamuk gibi oluyor.

Hesnacığım, çok haklısın. Hem faydalı hem lezzetli bir yemek. Beğenmiş olmana çok sevindim.

Serinmavi merhaba. Buraları görmüş olman ve yemeklerimizden yemiş olman beni çok mutlu etti. Soğanları kabukları ile diziyoruz. Yerkende soğanların üzerine hafifce çatal ile bastırmak yetiyor. Hemencecik içindeki pişmiş kısmı dışarı çıkıyor. Yemeğin yanında yoğurtlu bir çorba da çok güzel gider.

Defnecğim çok teşekkür ederim canım. Soğan sevenlere çok güzel bir yemek çeşidi. Bazıları içerisinde soğan olan yemeği yiyemez. Öyle arkadaşım vardı.

Ziyaretleriniz için çok teşekkür ediyorum
Muhabbetle...

Adsız dedi ki...

Rabia yaa!!
Hani,sen sevmezsin etli yemek dedin ya...
Ben yine de nasıl olduysa sulandım işte...:)
Ya köfte kısmından emin değilim ama soğanlarını eminim çok beğeneceğimden...:)
Ne diyeyim, benim gibi et yemiyen birinin bile iştahını harekete geçirecek hatta kabartacak görünüşte...:)
Size afiyet olsun...

(songül)

umran dedi ki...

rabiacim,
sendeki bu yemegi gorunce firinda kagit kabibi yaptim ama seninki gibi kabuklu soganlari koydum firina vermeden once ,sorma benim kizlar bayildilar kebaptan ziyade soganlara saldirdilar.dedigin gibi ucundan bastirarak yedik. Cok zevkliydi.kizlar gule gule yediler soganlar cikarken kabugundan.anliyacagin neseli bir yemek oldu.tesekkurler fikir icin.opuyorum canim...

Mutfakta Zen dedi ki...

sevgili rabia,
seni hayal kirikligina ugratmak istemem ama bir önceki nottaki liste hacettepe arastirma raporu falan degil. 70'lerden beri dünyayi dolasan bir 'kent efsanesi'. elimden geldigince dagitan herkese bu durumu anlattim ama dogrularin yaninda bir çok yanlis bilgi de var o yazida. siten için ise ellerine saglik diyorum. muhtesem seyler var. tijen

titolo dedi ki...

Songülüm, ah bir de yedirebilsem sana. Canım arkadaşım. Beni mutlu ettin.

Umran hanım, denemiş olmanız beni çok mutlu etti. Ben de sizin gibi birebir aynısını yapmasam da fikir edinip farklı versiyonlarını deniyorum bir çok tarifin. Afiyetler olsun size.

Tijen hanım merhabalar. Ziyaretiniz beni çok mutlu etti. Yazıyı ben ilk defa görmüştüm doğal olarak çok etkilendim. Yalnız en zararlı kansorejen maddeleri bir kaç üründe incelemeye çalıştım, bazılarında içerik farklı şekillerde yazıyor. Örneğin evdeki(bilinen bir marka) sucuğun içeriğine baktiğimda E250(antimikrobiyel) görmüştüm.
Uyarınız için teşekkürler Tijen hanım.
Muhabbetle...

Tuba dedi ki...

Rabia'cigim, yemek harika gorunuyor. Ellerine saglik. Bu sekilde kabuklari ile hic pisirmemistim. Cok degisik geldi bu tarif. Ilk firsatta yapacagim. Yanlis anlamadiysam, kabuklar da iyice pisiyor ve sonra yeniliyor degil mi? Hani yanlis bir sey yapmayayim dedim de:)) Sevgilerle,

armeda dedi ki...

Rabiacım hiç yememiştim ama eminim çok lezzetlidir.ellerine sağlık canım sevgiler...

titolo dedi ki...

Tubacığım, kabuklarını yemiyoruz. Çatalla üzerine bastırınca içi çıkıyor. Denediğinde beni daha iyi anlayacaksın canım. :)))

Arzucuğum merhabalar. Ben de şimdi senin sitendeydim. Tarifini inceliyordum. Ne tesadüf. Ziyaretin için teşekkürler canım.
Muhabbetle..

Naile dedi ki...

Ellerine sağlık Rabia hakikaten çok güzel görünüyor. Sana tavsiyem bir de sumak ekşisi ile denemen çok güzel oluyor biz sumak kullanırız hep (ama tabi sumak eşkisi etkili olduğundan çok kaçırmamak gerek).

Sevgiler

SEDA dedi ki...

böyle bir soğan kebabı olduğunu yeni öğreniyorum ama soğanı aynen fırında pişirip yemeye bayılıyorum.en kısa zamanda köfteli olarak yapacağım.ellerine sağlık

seda
tarifname.blogspot.com

titolo dedi ki...

Merhaba Naileciğim. Sumak ekşisini de nar ekşisini de çok severim. Tavsiyene uyarım canım.Teşekkkürler.

Sedacığım merhaba. Yaparken nar ekşisi de koymayı unutma canım. Çok güzel bir tad veriyor.

Muhabbetle...

GULENAY dedi ki...

Rabia'cim merhaba,
Canim ben senin yemeklerden ote oglusunun sayfasina baktim durdum:)her karesinden cok sirin masallah...Canim sizlere simdiden guzel bayramlar dilerim...simdi kisa bir tatile cikicak donunce daha sik gelicem...sevgilerimle

Gulenay

titolo dedi ki...

Gülenay hanımmerhaba. En son sizin sitenize yorum yazmak için cebelleşimiştim. Fakat gitmemişti. Onlarca defa denedim. Ama olmadı. Umarım şimdi sorun yoktur.
Ziyaretinize çok sevindim. İyi bayramlar sizlere de.
Utkumuz bizim harikamız. Bakmakla doyamıyoruz.
Sevgiler...

kiraze dedi ki...

Ellerine sağlık. Tarifin çok değişik geldi.Soğan ve soğanlı yemekleri çok severim. Merak ettim kabuklarını soymuyormuyuz yoksa kızardığı içinmi ben kabuklu sandım. Bu arada kasap pideci ortaklığınıza bayıldım. İzmirde yok malesef :)
sevgiler
nermin

titolo dedi ki...

Nermin merhaba canım. Soğanı kabukları ile pişirip, yerken çıkarıyoruz. Üzerine bastırınca çok kolay çıkıyor zaten.:)
Bizim pideci ve kadap birlikteliği sanırım hiç bir şehirde yok Nermin.
Sevgiler...

Naile dedi ki...

Sevgili Rabia, senden çok özür diliyorum sumakekşisini yanlış yazmışım sanırım bir kafa karışıklığı oldu ben sumak ekşisi diye hatırlıyordum ama bizde de nar ekşisi imiş.

titolo dedi ki...

Naile ben de ilk senden duymuştum sumak ekşisi konulduğunu ilginç gelmişti. Hatta denemeyi dahi düşünüyordum nasıl olur acaba diye. Nar ekşisinin tatlımsı tadı daha çok yakışıyor kebaba değil mi?
Sevgiler...