Pazartesi, Şubat 26, 2007

Aşık Kalpler

En son kendime moral olsun diye pasta yapacağım demiştim hatırlasınız. Evet moral oldu ama aldığım yorumlar çok daha büyük moral verdi. Çok teşekkür ediyorum sizlere.
Kaplama ise; Sünger Bob pastasında yaşadığım hayal kırıklığından dolayı güzel arkadaşım Betül'ün "bir de hazırı ile dene" diye gönderdiği şeker hamuru ile kapladım. Gerçekten işimi o kadar kolaylaştır ki anlatamam. Bunu yaparken gönderdiği mutfak önlüğümü de kullandım tabi. Buradan kendisine hediyeleri ve güzel dostluğu için tekrar teşekkür ediyorum.

Modelleme konusuna gelince; arta kalan hamurum vardı, kitreyi suda beklettim ve o su ile yumuşattım. Sanki bir fark göremedim. Bank yamuk oldu. Bir türlü düz olmasını sağlayamadım. Altına destek koyarak kurumasını bekledim ama sonrasında yine çöktü.
Basit ve sevimli kalpcikler aslında. Sanırım onları saklayacağım.
Gözbebeklerini ve kirpiklerini şeker hamuru ile yaptım. Bunun için gıda kalemine ihtiyacım var.
Kekini yine Pastacının pastasını kullandım. Ben bu keki çok seviyorum da. :) Sadece 4 yumurta ile yaptım ve o oranda malzeme miktarını azalttım.
Arasına da çikolatalı Cream Ole kullandım.
18 cm iki çemberde pişirdim kekleri. Üstüste gelince yüksek bir kek oldu.
Henüz kendileri dolabımda ikamet etmekteler. Kime kısmet olacak bilmiyorum. Kendi başına kesip yemek olmaz değil mi? Birilerine hediye götürmek gerek.
İyi haftalar sizlere.
Sevgilerimle...


Şeker hamurlu pasta denemelerimin ilki :)


Perşembe, Şubat 22, 2007

Havuçlu Tırtıl Kek

Mutfağın bir köşesinde gözümün içine baka baka duran 11 tabak beni çok rahatsız etmeye başlamıştı. Sevgili komşularımdan aşureler geldi o tabaklarda. Boş vermek de olmaz tabi. Ben de topluca dağıtayım diye kek hazırlığına koyuldum. Kendi göz kararıma göre yaptım. O kadar tarif gürünce insanın göz kararı da gelişiyor demek ki.
Reklam olsun diye demiyorum ama tadı gerçekten nefis olmuştu.

Sonra kek yapmışken, biryerlerde gördüğüm bu görüntüyü oluşturayım da güzel bir şekilde sunayım sizlere dedim. Belki acil doğum günü pastası olarak yapmak isteyenler olabilir.
Ben beceriksiz tabi yine yapamadı kaplama işini. Yani istediğim gibi değildi. Ama çok yorulmuştum ve uykum gelmişti. Sabırsızım sanırım. Gece yaptığımdan sarı spotun altında resim de çirkin çıktı tabi.
Bu şekilde dolaba sığdırmam zor olacağından bozdum hemen.
Belki birazdan bozacağım diye çok özenemedim. Zaten yaparken de siteye bu şekliyle eklemekten çoktan vazgeçmiştim. Ama Naile fikir olması için ekleyebilirsin dedi.
Tüm bu kusurları görmeyip, sizin daha iyi yapacağınızı tahmin ederek tarife geçeyim.
Malzemeler:
  • 1 su bardağı şeker
  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı yağ
  • 1,5 -2 su bardağı kadar un
  • 2/3 su bardağı ceviz
  • 5 orta boy havuç
  • 1 pk. kabartma tozu
  • 1 pk. vanilya
  • 1/2 çay kaşığı karbonat
  • 3 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 tatlı kaşığı kadar muskat rendesi(hint cevizi)
  • bir tutam tuz

Yapılışı:

  • Yumurtaları, vanilya ve şekeri iyice çırpalım. Yağı ekleyip karıştıralım. Ceviz ve rendelediğimiz havuçları, arkasından geri kalan malzemeleri ekleyip, yağladığımız kek kalıbında 175 derecede pişirelim.
  • Üzeri için ise krema yapmaya bilirsiniz. Ben süt kreması, labne ve pudra şekerini çırparak hazırladım. Kürdan ucu ile de yeşil gıda boyası kattım. Pek sevmesem de başka seçenek bulamadım.
  • Portakal kabuğu ve bonibon ile göz yaptım. Kalan şeker hamurum vardı. Onu da renklendirip ayak, ağız ve antenlerini yapmaya çalıştım.

Aslında çok zamanımı almadı. Dediğim gibi acil doğum günü pastası olabilir.
Hafta sonu bu beceriksizliğimi telafi etmek ve kendime moral vermek için tekrar kek yapma işine girişeceğim. Lakin kek yediğim en güzel havuçlu kekti. Ben kuru keklere muskatı çok yakıştırıyorum.

İyi hafta sonları.

Sevgilerimle...

Tavsiyem

Benim kek kalıbım biraz büyük olduğundan 4 yumurtalı kek az kabardı. O nedenle dik tutmakta zorlandım. Yumurta miktarını ve diğer malzeme miktarını artırarak yapmanızı tavsiye ediyorum. Kekin yüksekliğinin çok olması dik olarak durmasını kolaylaştıracaktır.


Yukarıdaki şekil de nasıl keseceğiniz ile ilgili.

Resim http://www.bettycrocker.com sitesinden alınmıştır.

Pazartesi, Şubat 19, 2007

Kalbinde Çiko Var

Bu ayki etkinliğin ev sahipliğini yapan Ayşenur'a öncelikle teşekkür ediyorum. Onlarca birbirinden güzel kek tarifini birlikle göreceğim için çok mutluyum. Güzel bir arşiv olacak.
Kek deyince onlarca çeşit geçiyor insanın aklından. Ne yapacağıma son güne kadar karar vermemiştim. Hafta sonu yeni aldığım sufle kablarımla bir şeyler yapayım istedim. Beğenmezsem başka bir şey yapacaktım. Normal ölçünün yarısını yaptım ki başarısızlıkla sonuçlanırsa ikincisine yer kalsın dedim. Hürriyetin ekinde gördüğüm bu pastayı yapmak istedim. Benim de ikinci kek yapmama gerek kalmadı böylece.
Malzemeler(4 kişilik)
  • 5 yumurta
  • 175 gr bitter çikolata
  • 100 gr tereyağ
  • 125 gr tozşeker(pudra şekeri kullandım)
  • 75 gr un
Yapılışı:
  • Çikolata ve tereyağı benmaride eritelim.
  • Yumurtaları ayrı bir kapta uzun uzun çırpalım.
  • Elenmiş un ve şekeri ilave edip yavaş yavaş karıştıralım.
  • Erittiğimiz çikolata ve tereyağı da ekleyip homojenize olana dek karıştıralım.
  • Yağladığınız sufle kaplarına paylaştıralım.
  • Buzdolabında yaklaşık 1,5 saat bekletelim.
  • Fırınımızı 200 derece ayarlayalım ve dolaptan kalıplarımızı çıkaralım. 10-15 dk bekletelim.
  • İyice ısınmış olan fırınımızda 7-8 dk. pişirelim. Dikkat bu süreyi sakın kaçırmayın. Yoksa içi pişebilir. Bir gece öncesinde hazırladıysanız, 10 dk. pişirebilirsiniz.
  • Pişince kenarlarını bıçak ile ayırın ve bir kaba düşürmeye çalışın.Sıcakken servis yapın.
Not: Farklı tadlar için karışıma karabiber, kırmızıbiber, muskat da ekleyebilirsiniz. Tabi birer tutam. Ben sade denemek istedim şimdilik.
Aynı zamanda bir gece öncesinde de hazırlayıp ertesi gün misafirlerinize sıcak sıcak pişirip ikram edebilirsiniz.
Bu tatlının adını da ben koydum. Erimiş çikolatalı yumuşak kek normal adı.
Dener ve beğenirseniz afiyet olsun sizlere.
Denemek istediğim bir tarif daha vardı. Onu da bu akşam yapmayı düşünüyorum. Haftaya eklerim güzel olursa. Farklı bir şekil vereceğim. Bakalım olacak mı?
Sevgilerimle...

Perşembe, Şubat 15, 2007

Ispanak kavurma ve Şam Tatlı

Bu aralar pek tembelim. Yeni şeyler yapamıyorum, yaptıklarım da daha önce eklediklerim oluyor. Bazılarını da bu kadar basit bir şey ekleyemem diye dikkate dahi almıyorum. Ama sayfamı güncel tutmayı da seviyorum. Ben de bir kenarda zor günler için bekleyen bu tarifleri ekleyeyim dedim.
Ispanak kavurması; hem çok pratik(ıspanaklar önceden yıkanmışsa tabi) hem de çok lezzetli. Yanında da bulgur pilavı olacak tabi.
Ben ıspanakları yıkayıp bitirince işimin bittiğini varsayıyorum. Etli, tavuklu ve de sade olarak yapabilirsiniz.
Yapılışı şöyle:Az yağlı kıymayı biraz su ve yağ ile kavuralım. Kıydığımız soğan, yeşil biberi bir kaç diş sarımsağı da ilave edelim. Soğan ve biber diriliğini kaybedince domates ekleyelim. 2-3 dk. pişmeye bırakalım. Sonrasında salça ve baharatlarını atıp karıştıralım en son da doğradığımız ıspanakları ekleyip karıştıralım. Ispanak çabuk piştiğinden çok fazla bekletmeye gerek yok. Üzerine de sarımsaklı yoğurt ve tereyağlı kırmızıbiberli sos. İşte bu kadar.

Bu şam tatlı(bazıları şambalı diyor sanırım) işyerindeki aşcımız Emine teyzeye ait. Sabahları ben gelmeden önce, Zeynep ile birlikte sitemi incelerler. Geçenlerde bu tatlıyı yapmış ve siteme eklememi rica etti. Ben de seve seve kabul ettim.
Şam tatlı bana çocukluğumu hatırlatır. Fırına ekmek almaya gitmek bir dönem benim görevimdi. Hep aynı köşede duran, cam arabada şam tatlı satan biri vardı. Yemek isterdim ama annemin izin vermediğini düşünerek almazdım. Pek uysaldım çocukken. Annemin sözünden hiç çıkmazdım. Bu tatlı da o cam arabadaki kadar güzel görünüyordu açıkcası. Ama bademleri eksik bunun değil mi? Çok lezzetli olmuştu bu tatlı. Emine teyze bu işi biliyor hanımlar. 150 kişilik yemekleri dahi çok güzel yapıyor. Kalitesi hep aynıdır.
Malzemeler:
  • 1 yumurta
  • 1/2 kğ irmik
  • 1/2 su bardağı yağ
  • 1/2 su bardağı yoğurt
  • 1/2 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı su (yaklaşık)
  • Limon kabuğu rendesi
  • 1 pk. kabartma tozu
Yağ ve pekmez(temsinin altına ve hamur üzerine sürmek için)
şerbet (yaklaşık 1/2 kg şekere 500 ml su)
Yapılışı:
  • Su hariç tüm malzemeler karıştırılır. Su en son ekleyelim. Akışkan bir hamur olmalı. Yaklaşık 1 su bardağı su. Gerekiyorsa su ilavesi yapabilirsiniz.
  • Tepsimizin altına, yağ ve pekmezi karıştırıp sürelim. Hamurumuzu tepsiye boşaltalım. Hamurun üzerine de yağ ve pekmezi karıştırıp elimizle sürelim. Fırınlayalım.
Şerbetini hazırlayalım. Bu sırada da fırından çıkan tatlı soğusun. Şerbet sıcakken ilavesini yapalım. Yani mantık birinin sıcak, birinin soğuk olması. İrmiğin su çekerek şişeceğini düşünerek geniş bir tepside yapmanızı tavsiye ederim. Örneğin dikdörtgen borcam olabilir. Ben Emine teyzenin verdiği ölçüleri yarıya indirdim. O da göz kararı yaparmış gerçi. Tam ölçü ile 25 kişilik tatlı çıkıyor neredeyse.

Not:(Not eklemek de alışkanlığım oldu :) ) Hafta sonu malum etkinlink için denemeler yapacağım. Komşular yaşadı. İki buçuk kişi tüketmekde zorlanıyoruz da. Ama ne yapacağım konusunda kafam çok karışık. Pazartesi güzel bir tarif ile burada olmak umudu ile iyi hafta sonları sizlere.
Sevgilerimle...

Pazartesi, Şubat 12, 2007

Kalp Kek ve Bonbonlar(Browni)

Cumartesi günü ortaokul arkadaşım Hatice beni ziyarete geldi. Kendisi Mersinde yaşadığından pek görüşme fırsatımız olmuyor malesef. Bazı yanlış anlaşılmalar sonucu geç geldi biraz ama 3 saat nasıl geçti ben de bilmiyorum. Başladığımız her konuyu yarım bırakarak başka konulara geçtik. Ne çok şey vardı anlatacak. Güzeller güzeli arkadaşımı çok özlemişim. Kaybettiği üç çocuktan sonra tutunduğu Ekrem ile Utku çok güzel oyunlar oynadı.
Hatice tipik bir yengeç burcu kadınıdır. Pek bilmiştir kendileri :D Bunu okuyunca "Tijen" modunda "Rabiaaaa" diyebilir.
Ben de dünkü çocuğum(!), Hatice su börekleri yaparken, ben sigara böreği yapmayı bilmezdim. Haticeye farklı bir şeyler sunmak ya niyetim, fakat zamanım da yok, ben de klasik bir browni yapayım, kalp kalıp ile kesip şık bir sunum yapayım dedim.
Yanına da Kıtır Poğaca ile geçen haftadan kalan Kurabiyelerimden ikram edersem bu iş olacak dedim kendime.
Browni malzemelerini vereyim ...
Malzemeler:

  • 5 yumurta
  • 150 gr erimiş çikolata
  • 120 gr. margarin(oda ısında bekletilmiş)
  • 1,5 su br. un
  • 1,5 su br. şeker
  • 1 pk. kabartma tozu
  • 1 pk vanilya
  • 1 yemek kaşığı kakao
  • 1 tatlı kaşığı * Suriye kahvesi ve 1/2 çay bardağı su(aroma için kullandım)
  • Üzerine 200 gr(1 kutu) süt kreması ve 200 gr çikolata(ben 150 gr kullandım)

Yapılışı:

  • İlkin dikdörgen borcamımızı yağlayıp kaldıralım.
  • Yumurta beyazlarını ayırıp köpük köpük olana kadar çırpalım.
  • Ayrı bir kapta margarin, vanilya ve şekeri iyice çırpalım
  • Yumurta sarılarını ilave edip tekrar çırpmaya başlayalım.
  • Benmaride erittiğimiz çikolatayı ve aroma için yarım çay bardağı su ile 1 tatlı kaşığı Suriye kahvesini karıştırdım onu da ekledim.
  • Sonrasında elediğim ve karıştırdığım kakao, un ve kabartma tozunu da ilave ettim. Ve plastik spatula ile karıştırmaya başladım.
  • Son olarak da yumurta beyazlarını ilave ettim. Yavaş ve aşağıdan yukarıya doğru karıştırarak.
  • Önceden ısıttığım 175 C de fırında pişirdim.
  • Kek pişerken kremamı kaynattım ve kıydığım çikolatayı içine atarak erittim. Katılaşması için biraz beklettim.
  • Brownilerin içinin ıslak olması için çok fazla pişirmemek gerekiyormuş.
  • Kek piştikten sonra geniş bir tepsiye ters çevirdim ve kalıp ile kestim. Sonra da çikolata sosa batırdım. Ve üzerine inci şekerlemelerden birer tane koydum.



Keki kalıp ile kesince geriye kullanılmayacak küçüklükte parçalar kalmıştı. Çikolata sosum da arttı. Bunları birbirine iyice karıştırdım ve biraz dolapta bekletim.
Görüntü truff u hatırlatınca hemen yuvarlamaya koyuldum. Tekrar çikolata eritmeye mecalim kalmadığından fıstık ve hindistan cevize batırdım. İçlerine birer fındık ya da fıstık koymadığıma çok pişman oldum. O an için yetiştirme telaşından ve Utkunun elinden kaçırma uğraşlarından dolayı aklıma gelmemişti. Böylece tabağa koyacak yeni bir şey çıktı ortaya.
Kalan kekler ve bonbonlar, ertesi gün yemeğe aldığım Nur ablalara(Utkuya bakan komşumuz) dahi yetti. Çok sevildiler.
Bu arada Hatice Kıtır Poğacalarımı çok sevdi, hemen tarifini yazdı. Yemek sitem olduğunu bilmiyordu, telefonda görüşürken bu tür ayrıntılara girilmiyor. Kahveyi çok sevdiğinden brownileri de pek sevdi. Kurabiye için de bazı püfler aldı. Ben de kendimi bilmiş hissettim açıkcası. Büyümüşüüümmm. Kendime çok güldüm.

İyi haftalar diliyorum sizlere.
Sevgilerimle...

*Suriye kahvesinin Türk kahvesine göre daha yoğun ve acı bir aroması var. O nedenle kullandım. İsterseniz Türk kahvesi kullanabilirsiniz. Hiç kahve de koymayabilirsiniz.

Perşembe, Şubat 08, 2007

Kıtır Poğaça

İlk defa görenlerin hayretle baktığı, yedikten sonra tadını çok beğenip, eşini tarifini alması için tembihleyenlerin olduğu, güzel ve de farklı bir poğaça.
Çok bilinir, bir çok site de bulabilirsiniz ama ben nereden aldığımı hatırlayamadım. Sanırım asıl tarif Oktay ustaya aitmiş. İstek üzerine tarifini veriyorum.
Malzemeler:

  • 1 su bardağı yağ
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 pk kabartma tozu
  • tuz
  • aldığı kadar un
  • İçine; peynir-maydanoz-karabiber
  • 1 yumurta
  • Yeteri kadar galeta unu

    Yapılışı:
  • Yumuşak bir hamur yoğurulur. (Benim hamurumun pütürlü bir görüntüsü oluyor)
    Hamuru dinlendirmeye gerek yok. En azından ben öyle yapıyorum.
  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak elinizde açıp, peynirli harçtan koyup kapatalım. Ben önce bu işlemleri yapıyorum.
  • Arkasından bir yumurtayı iyice çırpıyorum. Sonra hazırladığım poğaçaları tamamen önce yumurtaya, sonra da galeta ununa batırıyorum. Heryeri aynı oluyor böylece.
  • Yağladığım tepside 170-180 derecede pişiriyorum.

Utkum poğaçayı eline alınca ilkin hoşlanmadı. Galeta ununu kirli bir şey zannetti. Yüzünde ekşimiş bir ifade ile "Anne ee" diyerek geri uzattı. Sonra benim yediğimi görünce yedi. Benim oğlum aşağıdaki resimdeki gibi pasaklı değildir canlarım. İyi hafta sonları sizlere.

Sevgi ve sağlık ile kalın...

Not: Kalan bayat ekmeklerimi robotta çekerek bu şekilde kullanıyorum. Tavsiye edilir.

Çarşamba, Şubat 07, 2007

Sünger Bob

Erenin doğumgününe giderken makineyi yanıma almadığımı yolda farkettim. Yetişme sorunumuz olmasa dönüp alacaktım ama bizi bekliyorlardı. Hem arabanın arkasındaki pastadan dolayı çok yavaş gittik. Neyseki mesafe uzun değildi ama bir de hediye için Toysarus a gitmek baya bir vaktimizi aldı.
Erenin babası resimleri çekti, ondan da henüz isteyemedim. Resimleri almayı bekliyordum aslında Naile isteyince hemen anlatayım dedim.

Önceki postta kısaca anlatmaya çalıştım. Biraz detaylandırayım şimdi;
Öncelikle süslemenin ne kadar amatörce olduğu anlaşılıyordur.
Sebebine gelince, dış kremasını fazla sürmem ve şeker hamurunu çok ince açmam. Bob'um erimeye başladı.
Şato Pastada da çok ince açmıştım, içinin resmine bakarsanız görürsünüz. Fakat onda dış kaplama yapmamıştım, bunda biraz kremam artınca yapayım dedim. Yaptım ve sonuç berbat oldu.
Tabi ilk defa görenler hayranlık baktı, kusurlarını görmedi ama ben bir şey başarmış gibi mutlu olamadım.
Sevindirici olan kekinin çok beğenilmesiydi. Bu durumu süslemenin iyi, içinin kötü olmasına tercih ederim doğrusu.
Tarifini Pastacı Burcu hanımın Tren pastasında kullandığı kekten ve şeker hamurundan aldım. Lakin değişiklik yapmadan duramadım.

Kek malzemeleri;

  • 7 yumurta
  • 1.5 su bardağı pudra şekeri
  • 1,5 su bardağı un
  • 1/2 su bardağı nişasta
  • 5 kaşık yoğurt
  • 2 pk kabartma tozu
  • 2 pk vanilya
  • 1 su bardağı yağ
  • 5 kaşık kakao
  • 200 gr~ erimiş çikolata

Hazırlanması:

  • Kalıbım büyük olduğundan (dikdörtgen borcam) kekin kabarmaması korkum vardı. Ben de yumurtanın beyazlarını ve sarılarını ayrı ayrı çırptım.
  • Önce beyazlarını çırparak bir tarafa kaldırdım.
  • Sarılarını, pudra şekeri ve vanilya ile iyice çırptıktan sonra, diğer tarafta benmaride erittiğim çikolatalarımı, yağı, yoğurdu ilave ederek iyice çırptım.
  • Kuru olan malzemeleri yani un, kakao, kabartma tozu ve nişastayı eleyerek yumurta sarılarının olduğu karışıma ilave ettim ve plastik spatula ile, aşağıdan yukarıya doğru yavaş yavaş karıştırdım.
  • Bu karışım homojenize olduktan sonra beyazlarını da ekleyerek yine aynı şekilde karıştırdım.
  • İşe başlamadan önce margarin ile yağlayıp dolaba kaldırdığım borcama aktardım. Yağlı kağıt kullanmıyorum, çünkü daha önce denemelerimde yapışmıştı. Markasından mı kaynaklanıyor bilmiyorum. Fikriniz varsa paylaşırsanız sevinirim.Piknik marka yağlı kağıt kullanıyorum. Başka marka da bulamadım zaten.
  • Önceden ısıttığım fırında 180C de pişirdim. Ve neredeyse kalıptan taşacaktı kekim. Gerçekten başarılı bir kek oldu.
  • Piştiğini anlayınca, çıkardım ve tel üzerine ters çevirerek soğumasını bekledim. soğuduktan sonra büyük bir tepsiye aldım ve streçleyerek kaldırdım.

Şeker hamurunun da önceden hazırlanması tavsiye edildiğinden hemen arkasından onu hazırladım. Tarif yine aynı yerden.
Malzemeler:

  • 5 çay kaşığı jelatin(jelatin ile ilgili öğrendiğim yeni şeylerden dolayı bitkisel mi değil mi araştırma yapmam lazım)
  • 125 ml glikoz
  • 1 çorba kaşığı gliserin
  • 1 kğ yakın pudra şekeri(Cemal beyden sipariş etmiştim)

Yapılışı:

  • Jelatini 3 çorba kaşığı su ile büyük bir cezvede sürekli karıştırarak eritelim ve arkasından gliserin, ve glikozu ilave edelim. Tylose C ya da kitre ilavesi de burada yapılıyor fakat ben koymamıştım modelleme yapmıyorum diye. Bir dahaki sefere eklemeyi düşünüyorum. Detaylı bilgi yine Pastacıda vardır.
  • Kaynama noktasına yaklaşmasını bekleyerek iyice eritelim. Pudra şekerinin yarısının üzerine dökelim ve tahta bir kaşıkla hızlı hızlı karıştıralım. Sonra bir miktar daha şeker ekleyip elimizle yoğuralım. Gerektiği kadar şeker ilavesi yaparak hamurumuzu hazırlayalım. Şeker miktarı oda ısısına ya da elinizin ısısına göre değişiklik gösterebiliyor.
  • Bu hamurda ne yaptım da bu kadar kolay yoğurdum diye düşündüm. Malzemelerin kaynama noktasına gelinceye kadar erimesini beklemem ve soğumasına izin vermeden yoğurmamdı galiba. Sıcakken hamur çabuk toparlandı. 15 dk. bile sürmedi. Şato pastadaki hamuru 1 saat kadar yoğurdum. Bir daha kalkışmam diye düşünürken daha önce Erene söz verdiğimden tekrar işe koyuldum. Neyseki gözümde büyüttüğüm kadar yokmuş.

Ertesi gün de kekimi ortadan ikiye kestim ve iki ayrı kek elde ettim. Bunları üst üste koyarak kekimi yükseltecektim. Sonra her birini krema katı için ortadan kestim. Kekim dört katlı olacaktı yalnız üç kat yetti. 4. parçayı kaldırdım. Kekin yapısı ıslak olduğundan ıslatmaya gerek kalmıyor. Cream Ole bir katıda, bir katına da şanti sürerek kaldımdım. Üzerini de Cream Ole ile kapladım. Galiba biraz abartmışım.

Arkasından şeker hamurumu gıda boyaları ile renklendirdim. Sonra tezgahımı iyice temizledikten sonra(ben burayı biraz abartıyorum) ister margarin ile ister çok az pudra şekeri ile unlayarak hamurumuzu açıyoruz. Ben genelde margarin ile yağlıyorum. Yetmicek korkusu ile çok ince açmışım. Yarısı kaldı hamurum. İşte tecrübesizlik arkadaşlar. Yavaş yavaş öğreniyoruz. Kaplama da çikolatalı olduğundan tekrar hamuru kaldıramadım. Mecburen bırakmak zorunda kaldım.

Tamamı şeker hamurunun reklendirilmesinden oluşmuştur. Önce sarı kaplamayı, sonra beyaz kaplamayı en son da kahve kaplamayı açarak yerleştirdim. Pantolonun kemeri için siyah boya kullanılması gerekti. Siyah gıda boyam var zannediyordum, meger bana siyah yerine kahverengi vermişler. Ben de pastolondan kalan kahverengiyi biraz kırmızı ile koyulaştırdım. Malesef burada jel olarak bulamamıştım, toz kullanıyorum. Jel daha iyi sonuç veriyormuş duyduğuma göre. Geri kalanları ise elimle, bazırlarını bıçak yardımı ile şekillendirerek yaptım.

Pastanın tabanı ise iş yerinde sordum malzeme var mı diye. Çok dediler. Bir dikdörtgen bir kare sunta kestirdim. Hatta kaldırmak kolay olsun diye kulp dahi takmışlar ama ben çıkardım. Görüntüyü bozmasın istedim. Pastaları ortadan kesmek için levye var. Pastacıda görmüştüm, burada bulamayınca onu bile yaptırdım. Ah pek maharetlidir buradakiler.


Kalan keki Cream Ole ile karıştırmıştım. Utku "çiko"nun tadını pek bilmez. Bu zamana kadar vermedim denilebilir. Beni hazırlarken gördü ve ısrarla istedi. Ben de bir kaşık vereyim diye uzattığımda herşeyi elimden çekiverdi. Elinden alamayınce kendini bu hale soktu. Biz de kahkaha ile izledik onu. Sonrasında da uzun uzun banyoda kaldı. Keşke herşeye bu kadar iştahlı olsan Utkum. Sebze,et, tavuk ve balığı çok zor yediriyoruz.

Aklınıza takılan bir şey olursa sorun lütfen. Atladıklarım olabilir.

Sevgilerimle...

Pazartesi, Şubat 05, 2007

Hafta sonunun ardından ve Sponger Bob

Bu hafta sonu benim için önemli "ilk"ler gerçekleşti. Hepsi güzel şeyler değil tabi, sorunsal anlamda yaşadığım ilkler de oldu. İlk aşuremi, ilk en güzel kabaran kekimi, ve ilk en güzel şeker hamurunu hazırladım. Sorunsalları anlatmıyorum. Canınızı sıkmak istemem ;)
Cumartesi eve gidergitmez ilk işim dövme(aşurelik buğdayı) pişirmek ve ardından Nur ablayı çağırarak(Utkuma bakmaya bıraktığım komşum) beraber aşure yapmaya koyulmakdı. Nur ablam da çok maheretli biri bu arada. Aşureyi yapmak zor değilmiş de komşulara dağıtma faslı yine çocukluğumdaki gibi bana kaldı. Annecim bana "aşureyi dağıtanın altından ayakbıların olacak cennette" derdi. Ben de aldığım bu gazla tüm komşuları gezer, dağıtırdım.

Kendi aşuremi dağıtırken ilk defa gördüğüm komşularım dahi oldu. Bu vesile ile tanışmış oldum. Yan binaya dahi verdim. Ama dağıtıp geldikten sonra tencereye baktığımda çok ama çok üzüldüm. Çünkü sadece iki kaselik kalmıştı. Oysa ben doya doya yiyecektim. Kalan malzemelerle tekrar yaparsın diye kendimi teselli ettim. Çok lezzetliydi ama.

Biz aşureye pekmez koyarız. Yarım su bardağı kadar koydum. Pekmez tadından pek hoşlanmam ama sırf komşulara tuhaf gelmesin diye ilave ettim. Ama az koyduğumdan çok yakışmıştı. Sizlere de tavsiye ederim bu şekilde. Aşure tarifi vermeye gerek yok bence. Göz kararı ölçü ile yaptık herşeyi.
Bu arada ben bir de kıtır poğoça hazırladım Nur abla ile çayın yanında yeriz diye. Tarifini bir ara veririm. Gerçi çok bilinir ama bilmeyenler olabilir.

Aynı akşam da Erenciğimin 7.yaş günü için yapacağım Sünger Bob pastasının kekini hazırlamam gerekiyordu. Yine Şato pastadaki gibi Pastacı Burcu hanımın kek tarifini kullandım. Vee o kadar güzel kabardı kekim kendimle iftihar ettim. Tabi Burcu Hanım ve bir çok blogcu arkadaşlarımdan öğrendiklerim sayesinde. Sadece yumurta beyazları ayırıp o şekilde çırptım ve diğer malzemelerle karıştırdım. Bir daha çok bulaşık çıkma pahasına da olsa bu şekilde yapacağım. Kekimi streçleyip kaldırdım.

Hemen ardından şeker hamurunu hazırladım. Meğer ne kadar kolaymış hamur yoğurmak. Ben daha öncekini hiç yapamamışım. Glikozu ve diğer malzemeleri iyice erittim, hatta kaynama noktasına geldi, pudra şekerinin üzerine döktüm ve soğumasına izin vermeden hızlı hızlı tahta kaşıkla karıştırdım. Sonra ihtiyaç duydukça şeker ilavesi yaparak yoğurdum. 15 dakikamı almadı. İşin püfü buymuş meğer. Sonra onu da iyice sardım sarmaladım kaldırdım.

Süheylacığım seni andım yaparken. Ne çok sevinmiştin bu tarifi gördüğünde.

Benim küçük mutfağım bu kadar tempoya alışık değil. Ertesi gün gelecek ablamlar için hazırlayacağım pizzayı sabaha bırakarak uyudum.

Uyandığımda ilk işim pizzayı hazırlamak oldu. Resmini çekmeyi unutmuşum. Sonra da akşam için hazırlayacağım dolmamın içini hazırladım. Ben etli dolmayı bol sebzeli yaparım. Domatesi maydanoz, kuru soğan, sarımsak, yeşilbiber vs. Maraşlılar dolmayı böyle yapar. Antep dolmasında genelde soğan ve sarımsak olur. Ah Hilalim ne çok sever dolmalarımı.
Dikdörtgen borcamda pişirdiğim kekimi ortadan ikiye bölerek iki kek elde etmiş oldum. Sonra da Cream Ole ve şanti sürmek için misina ile ikiye böldüm. Üç kat yetti. 4. katı da koysaydım Dev Bob olacaktı. Ben de kalanın kendime mini kek yaptım.

Atladıklarım var mı hatırlamıyorum ama dün gece en son olarak Sünger Bobu oluşturmak kalmıştı. Aslında o kadar güzel bir şeker hamurum vardı ki ama ben yine becerip de güzelce kaplayamadım. Bundan sonra şeker hamuruna kitreyi de ekleyeceğim. Nedense robotta çekmeye üşeniyorum. Bu şekilde hamur çok yumuşak oluyor ve akıyor.
Sarı hamuru açarken çok inceltmişim ve tam üzerine taşırken canımı sıkan bir şeyler oldu o sırada. Hamurunu koyuvermiştim ve artık almam da mümkün olmadığından mecburen kaldı. Çok inceltmişim. Zamanla erimeye başladı. Hem ince olmasından hem de dışına kremayı fazla koyduğumdan sanırım. Sonra ben de sağdan, soldan yama yaptım. Yamalı Bob oldu. Bir ara photoshop da düzeltsem mi dedim ama sonra kimden saklıyorsun dedim kendi kendime. Hataları göstermek de bir bakıma öğretidir.
Sonra ben Bobumu kapladıktan sonra ayrıntılara geçecektim ki, elektirikler kesildi. jeneratörün devreye girmesini bekledim baktım ondan da ses yok. Hazır belim de ağrımaya başladı, hamurlarımın üzerini örterek uyumaya gittim. Erkenden kalkıp geri kalanını tamamladım.
Bir taraftan da Utkuya çorba hazırladım kahvaltısını yaptırdım, ortalık toparladım, makinedeki çamaşırları serdim ve işime yetiştim. Ben bu kadar tempoya alışık değilim arkadaşlar.
Biraz dinleneyim.
Ayrıntılı Bob resimlerini akşamleyin Eren'in doğum günü kutlamasında çekerim. Münevver ablacığım içinin resmini de eklerim yarın bir aksilik olmazsa. Hani benim sol taraftaki tanitim yazımda diyorum ya "...o alt çekmeceleri karıştırırken ben..." Utku çekmece karıştırma işini iyice ilerletti bu arada. Bir ara dev gibi arabasını çekmeceye sokmaya çalışırken görmüştüm . Yakında kendini de sokmaya çalışır bu fındık. Zaten dolabın içinden çıkmıyor. Çekmeceye biraz zorlanacak gibi. Bakalım...
Şimdilik iyi haftalar diliyorum hepinize.
Sevgilerimle...

Perşembe, Şubat 01, 2007

İki Sebzeli bir arada

Bu tarifi Portakal Ağacından aldım. Bizim yemeklerimiz etsiz olmaz ya, pilavın üzerine birazcık et kavurdum. Böylece etli oldu pilavımız.



Amacım peynirli kek yapmaktı Utku için. Konu Utkuya bir şeyler hazırlamak olunca kendimi kaybediyorum. İçine brokoli dahi koydum. Hem kurtarma operasyonu içerisinde bir sürü sebzemi kullanmış oldum (Lamacığım kulakların çınlamıştır) hem de Utkuma bol vitaminli kek hazırlamış oldum. Ah keşke bir de Utkunun yerken resmini çekseydim. Çok beğendi yavrucak. Poposunu sallayarak "ımmmhh" diyerek götürdü kekleri. Hatta bir ara bir dilim yemeye kalkıştım kaşlarını çatarak bana baktı. İyi iyi tamam yemiyoruz diye bıraktım.

Bu arada bir açıklama daha yapayım sizlere; "bebeklere yemekler" diyerek bebek yemekleri ağırlıklı bir site oluşturmakdı amacım. Sonra baktım Utkuya yaptıklarım öyle akıllıca şeyler değil. Sırf vitamindir diye ne bulursam ondan attığım çorba, börek, kek vs. oluyor. Ben de vazgeçtim. Özellikle; Omega yağ asitleri manyağıyımdır. Bu kekten de anlayabilirsiniz ne kadar çatlak olduğumu. :))

Tarif vermeye gerek var mı bilmiyorum. Eğer isteyen olursa eklerim.

Pazartesi bir aksilik olmazsa yeni bir kekle burada olacağım. Yine bir doğum günü var. Bu işi böylece ilerletirim belki, kim bilir?

Sebzeli kek tarifi:

3 yumurta, 1 su bardağı yağ, 1 su bardağı yoğurt, 1,5 su bardağı un, 1 pk. kabartmatozu, siyah ve yeşil zeytin, kaşar rendesi, brokoli, havuç rendesi, 1 küçük patates, taze soğan, maydonoz, taze kırmızı biber , tuz karabiber.

Malzemeleri kafama göre, değerlendirmek adına içine attığımı söylemiştim. Bu malzemeleri karıştırarak 170 derecedeki fırınınızda pişirin. Ben içindeki brokoliyi çok sevdim açıkcası. Böyle bir kek mi yapsam acaba etkinlik için? Kim bilir ne tarifler çıkacak.

Sevgilerimle, iyi hafta sonları...

Pazartesi, Ocak 29, 2007

Şato Pasta

Utkunun İye(İrem) ablasının(komşumun Safiye abla ve Yusuf beyin kızı) doğum gününü kutladık Pazar günü. Daha önce de söylemiştim, pastayı ben yapacağım diye.
Tamam görüntü şeker hamurlu pastalar için amatörce, yalnız tadı nefisti. Yaptığım en güzel yaş pastalardandı.

İrem'im mutluluğuna bakar mısınız? Gözlerinin içi gülüyor. Ne yapacağımı daha önce söylemedim. Cumartesi tiyatrodan geldik, sonra İremlerde oturduk derken saat 24:00 suları olmuştu. Tabi o saate kadar sürekli pastasının nasıl olacağını sorup durdu. Kendimi çok yorgun hissetmeme rağmen işe koyuldum. Kekini daha önce hazırladığımdan sadece şeker hamurunu hazırlamam gerekiyordu. Normalde şeker hamurunun dinlenmesi gerekiyordu ama zamanım yoktu. Bitirdiğimde saat 03:00 sularıydı. Ne çok yorulmuştum. Utkunun sütünü içirdikten sonra, hemen uyudum. Üç saat sonra Utku anneee diye sesleniyor odasından. Bu sesi duyup da kalmamak olur mu? Sonra kalktık oturduk. Biraz zaman geçirdik. Babasına teslim ettim Utkuyu, tekrar uyudum. Sabah 11 e kadar uyumak gibi bir alışkanlığım hiç olmadı. Oldum olası erken kalkarım. Ama bu defa Utkunun müdahalelerine rağmen uyudum.
Şeker hamurunu yoğurmak o kadar da kolay değilmiş. Burcu hanımların(Pastacı ve Gelincikler) tavsiye ettiği Celal beyin pudra şekerinden sipariş etmiştim, bir ay önce kadar. Bahsettikleri kadar varmış. Celal bey, siparişi verdiğim zamanlar benden sitemin adresini almıştı. O zamanlar bahsedememiştim. Aynı gün içinde havalemi beklemeden gönderisini yapmıştı. Buradan teşekkür ediyorum kendisine.
Pastanın keki, ve şeker hamuru tarifi Pastacı Burcuya ait. Benim tecrübesizliğimden olsa gerek biraz zorlandım. Neyseki sonunda İrem kızı mutlu ettik.

Taraftar pastasında Münevver abla, içinin resmi yok mu demişti. Hemen aklıma münevver ablanın yorumu geldi koşa koşa mutfağa gittim ve hemen çektim resmini. Münevver ablamın da kulaklarını çınlattım. Ara kreması; iki katında crem ole ve orta katında krem şanti. Bu mevsimde dondurma külahı bulmakta zorlandık. Kornet külah almaktı niyetim. Ama bulamadık. Havlu kağıtların kartonunu da şeker hamuru ile sardım. Kurbaya dikkat ettiniz mi? Ne kadar da tombul olmuş. Kitre koymadığımdan çöküvermiş. İlk yaptığımda daha zayıf bir kurbağa idi. Utku İreme "iyee" dediği için de İyee yazdı. Şeker hamurum az olduğu için, incecik açtım kaplamasını. Çocuklara da yedirmedim. Merak edip tadına bakanlar oldu tabi. Kaplama hamurunu ince açtığımdan pot pot oldu. Bundan sonra kekin pürüzsüzlüğüne dikkat edeceğim. Haftaya yine bir pasta yapma girişiminde bulunacağım. Bakalım o nasıl olacak.
Çocukların şaşkın ve hayranlıkla dolu bakışlarına çok mutlu oldum. Ve tüm yorgunluğumu unutturdu.
İyiki doğdun İrem kız. Seni çok seviyoruz.
Not: Kendime zaman ayırmaya başladım sanırım. Cumartesi akşamı, İstanbul Devlet Tiyayrosunun Dünyanın Ortasında Bir Yer adlı oyununu izlemeye gittik. Bildiğimiz tiyatrolardan değildi. İlginç ve bir o kadar da etkileyici. Sahnede saten perdeler o kadar güzel kullanılmıştı ki. Ve müzik, müthişti tek kelime ile. Yetkin Dikinciler ve Zerrin Tekindor gibi oyuncuları sahnede izlemek ayrı bir keyifti. Tiyotroyu çok seviyorum.  Ben de burada sizlere anlatırım. Yarım kalan "Bay Pipo" ya da devam ediyorum hem. Bir de kitap siparişi verirsem daha mutlu olacağım.
Muhabbetle kalın.

Perşembe, Ocak 25, 2007

Tarhana Çorbası

Tarhana çorbasını siteyi ilk açtığım zamanlarda Hilal'in isteği üzerine hazırlayıp, tarifini vermiştim. Canım arkadaşım ne çok sever bu çorbayı. Annem ne zaman yapsa , bir şekilde ulaştırırdım ona.
Görmeyenler olabilir ve oradaki resim çok çirkin diye yenisini çekip ekledim.
Çorbayı bu sabah Utku için hazırladım. Kokusu tüm binayı kapladı neredeyse. Bana annemi hatırlattı yine. Şuan Bodrumda kendisi. Uzun süre gelmeyecek. İçim sızladı durdu. Anılarımın arasında yudumladım çorbamı. Annem nohut da koyardı, bazen de Maraştan getirdiği şalgamı(beyaz renkli turp gibi bir sebze) dilimleyip koyardı. Ondan pek hoşlamazdım küçükken ama sonraları sevmeye başladım. Şimdilerde ise, Maraşa ilk gittiğimde almak var aklımda.
Bu kuru tarhanayı annem yapmıştı. Dövmemiz(aşurelik buğday) Maraştan gelir. Dövme faktöründen olsa gerek, iki şehrin tarhanalarının malzemeleri aynı olmasına rağmen, tadları farklı. Maraş tarhanasını pişirince daha homojen bir yapıda oluyor(yukarıdaki resimden de anlayabilirdiniz). Antep tarhanasını pişirince dövmeler ağızda çiğnenebiliyor. Çünkü Maraş dövmesi değirmende bir kaç defa çekiliyormuş. Unlu bir yapısı var.
Annem de Maraş dövmesi ile yapmıştı. Resimdekinin tadı Maraş tarhanası; şekilleri ise Antep tarhanası. Maraşta tarhanalar "çiğ" üzerine incecik serilir ve kurutulur. Antepde; köfte gibi avucun içinde sıkılarak şekil verilir ve temiz bir çuval üzerinde ya da tepside kurutulur. Tarhana kültürü apayrı bir konu arkadaşlar. Detayları ile bir ara yapıp eklerim resimlerini. Bu arada kendim hiç yapmadım ama annemden çok gördüm. Yapabileceğimi düşünüyorum.
Maraşlılar için tarhana yapmak ve yemek bir tutku. Sadece çorbası yapılmaz. Kızartılarak da yenir. Ya da kuru kuru yenir. Tam kurumamış haline firik derler. Maraşta birilerine misafirliğe gittiğinizde ceviz ya da badem ile birlikte bir tabak tarhana gelir önünüze. Ah ne lezzetlidir anlatamam. Cips tarhana var şimdilerde. Çok seviyorum. Görümcem sağolsun (Maraşta yaşıyor kendisi) sık sık dondurma ile tarhana alır gelir.
Artık evde yapamaz olduk, herşey geride kaldı. Zaman mı bizi değiştirdi biz mi onu bilemiyorum. Değişti alışkanlıklarımız. Canımıza mı eziyet edemiyoruz acaba? Artık fabrikaları var. Yalnız evde yapılanlar gibi olmuyor tadı. Yoğurdunu az koyuyorlar. Yine de özlemimizi gideriyoruz.
Şu andan itibaren aklıma koymuş bulunmaktayım. Yaz geldiğinde kendim yapacağım inşallah. Tabi Maraşa gidip " "çiğ" almam gerek önce. Resimde çiğ üzerine serilmiş Maraş tarhanalarını görüyorsunuz. Son iki resmi Maraşın yerel sitesinden aldım. Burada tarifini de vermişler. Güzel anlatmışlar.
Ama ben size yapacağım merak etmeyin ;))

Yine uzun yazmanın rahatsızlığı içindeyim. Kısa kesip veda ediyorum. İyi hafta sonları sizlere.
Muhabbetle....
Not: İrem kızın doğumgünü var Cumartesi. Pastası benden. Bu akşamdan başlıyorum hazırlığa. Pazartesi ortaya facia mı, yoksa başarılı bir pasta mı çıkmış hep beraber göreceğiz arkadaşlar.

Çarşamba, Ocak 24, 2007

Mimlenmişim

Yeni bir oyun başlamış ben de Seda Hanımdan öğrendim. Beni mimlemiş. Ay sevindim. Mimlemek de ne oluyor diyorsanız hemen anlatayım; kendimizi bir kaç madde ile anlatmak.
Merak ettiyseniz okumaya devam.
  • Okumayı çok severim ve şu aralar Utku sayesinde sekteye uğrayan okuyamayışımın ezikliğini hissediyorum. Beni en çok mutlu eden şeylerden biri; netten siparişini verdiğim kitapları heyacanla beklemek ve gün içerisinde 10 defa kargonun gelip gelmediğimi sorduktan sonra elime geçtiğinde, paketi açmam. Sanki bana hediye geliyormuş gibi mutlu olurum. Ama hiç bir keyif, kitap cafelerde eline alıp da incelediğin ve aldığın kitap kadar zevk vermez. Burada canım arkadaşım Hilali anma isteği uyandı. Canım benim ne çok gezerdik. Her kitapçıya uğrardık, sinemaları kaçırmazdık. Ah şimdi hepsi Hilalim kadar uzak. Başka şehirde malesef, diğer arkadaşlarım gibi.
  • Çok güler yüzlü olduğum söylenir. Gerçekten de öyleyim. Tebessüm etmek sadakadır arkadaşlar. Sabahleyin nemrut gibi kalkan arkadaşlarım, tanıdıklarım var. Günaydın demeye korkarsın. Ben hiiiç öyle değilim neşe dolu kalkarım.
  • Küçük şeylerin mutluluğunu yaşamayı bilirim. Sadece bir biskuvi kokusu ya da bir şarkı beni geçmişe götürür de mutlu olurum.(Songülcüğüm anlamışsındır eminim, zekisindir bilirim)
  • Kötü bir şey yaşadığımda benim durumumdan daha kötü durumda olan insanları ve yaşadıklarımı ilk defa yaşayanın ben olmadığımı düşünür teselli olurum. Ve şükrederim Rabbime ki bana güzeller güzeli bir evlat ve eş verdiği için.
  • Sinirli bir yapım yoktur. Sinirlenince ise karşımdakini kırmaktan hiç çekinmem. Kötü bir şey ama o an için bunun muhasebesini yapamıyorum. Zamanla belki değişirim.
  • Çok konuşkan değilimdir, ama yazarak kendimi ifade etmeyi severim. Hemen samimiyet kuramam, galiba seçici olmamdan kaynaklanıyor. Dualarımda hep iyi insanlar ile karşılaşmayı isterim. 25 yıllık hayatımda kötü diye nitelendirebileceğim biri çıkmadı karşıma, şükürler olsun.
  • En sevdiğim çiçek laledir. Dalından çiçek koparmayı sevmem.
  • Bunca güzel yemek sitesi varken, yemek sitesi açmayı düşünmüyordum. Arkadaşım Hilal için hazırladım ilk bu siteyi. Rabiacığım Antep yemekleri arıyorum(kendisi İzmitli) ama bulamıyorum bana tariflerini yazar mısın dedi. Bu konuşma üzerine yemek sitesi açmamı istedi. Ve başladım. Sonra buradaki güzel insanlarla tanışınca, kendimi sürekli değişik ne yapsam diye düşünürken bulmaya başladım. Konu, Hilali aştı yani. Çok sevdim sizleri.
  • Yeni kıyafetler almayı çok severim. Bu aralar ise eziyet haline geldi çünkü Utkuyu bırakamıyorum. Aynı zamanda kilo almamdan dolayı kendime hiç bir şey yakıştıramaz oldum.
  • Beni tanımayanlar kibirli olduğumu hatta çok havalı göründüğümü söyler. Tanıdıktan sonra ise günah çıkarır gibi gelip eski düşüncelerini benimle paylaşıp ne kadar çok yanıldıklarını söylerler. Kibir ve gurur dan hepimizi korusun Allahım. Kibir ve gurur ile ilgili onca hadis var. Onları okuduktan sonra korkmamak mümkün değil.
  • Ve tek isteğim; vatanına ve dinine bağlı, duyarlı, saygılı, kendisinden razı olunulan bir insan yetiştirmek, Utkumu büyütmek.
Ay ne çok meraklıymışım kendimi anlatmaya. Kendimi tuttum daha. Uzun yazmayı, gözlerinizi yorduğum için sevmiyorum. Beni affedin arkadaşlar. Ben kimi mimlesem ki? Münevver abla, Hesna, Gülenay ve Lavantini mimliyorum kabul ederlerse tabi.
Muhabbetle, sağlıcakla kalın...

Pazartesi, Ocak 22, 2007

Etimek Tatlısı

Soğuk tatlılar her zaman favorimdir. Kuş gribinin yaygın olduğu zamanlarda, içerisinde yumurta olmadığından dolayı sürekli yapardım. Cumartesi Utkuya bakmaya başlayan Nur abla(Utku anneanne diyor), ve Safiye ablam gelecekti bana. Önceki gece de alışverişe çıktık ve bir arkadaşım doğum yapmıştı onları ziyarete gittik. Gece 12 gibi eve döndük. Ertesi gün gelecek misafirlerime kolay ve güzel bir tatlı hazırlamam gerek. Bu sırada uykum da var. Hemencecik işe koyuldum. Ve yarım saat içerisinde hazır. Ertesi gün de börek hazırladım. Nur ablamız da kek hazırlamış. Bol bol yedik hepsinden. Zaten bu aralar bana bir şey oldu. Sürekli yiyecek bir şeyler düşünüyorum. Diğer yandan da diyet yapmak istiyorum. Zor başlarım bu gidişle.

Malzemeler:
  • 1 pk. tuzsuz etimek
  • 1 lt kadar süt
  • 4 yemek kaşığı irmik(tepeleme)
  • 4 y.kaşığı şeker
  • 1 kutu kremşanti(2 paket)
  • Hindistan cevizi

Yapılışı:

  • Ben yumarlak borcam kullandım. Daha geniş kapta kremşanti ince kalıyor.
  • 1 su bardağı süt, yarım bardak su ve istediğiniz kadar şekeri(ben yarım bardak kullandım) küçük bir tencerede kaynatalım.
  • Bunlar kaynarken bir taraftan da etimekleri tepsiye dizelim.Kaynattığımız süt ile etimekleri ıslatalım.
  • 2 paket krem şantimizi 1,5 su bardağı süt ile çırpıp katı bir krema elde edelim.
  • Şimdi süt kaynattığımız kaba(fazla bulaşık çıkmasın d mi? :) ) 1,5 - 2 su bardağı kadar süt koyup 4 tepeleme yemek kaşığı irmiği ve 4 kaşık şeker ile pişirelim.
  • İrmikler suyunu çekince, sıcak sıcak etimeklerin üzerine döküp yayalım ve soğumasını bekleyelim. İrmikli karışımın çok katı olmaması gerek. Hem kolay yaymak için, hem de tatlıya daha iyi yakışıyor.
  • Sonra da krem şantimizi sürelim. Üzerine de bol hindistan cevizi.

Bu arada tarifini komşum Safiye abladan almıştım. Sonra da sürekli yaptığımdan kendime göre ölçüler oluşturdum.
Etimek tatlısı çok bilinir. Bir çok yerde de tarifi vardır. Bunun farkı arasında irmikli bir kat olmasıdır belki de. Bu şekilde denemeyenler olabilir diye eklemek istedim.

Muhabbetle. İyi haftalar.

Perşembe, Ocak 18, 2007

İçli Köfte Yapalım

İçli köfte yapmak oldukça zahmetlidir. Bayram tatilindeyken evde olmayı fırsat bilerek yaptım. Ve dondurucuya kaldırdım. İş dönüşü yemek için hazır bir şeyler olması çok iyi oluyor. Dondurucudaki son paket mantımı yemeye kıyamıyorum. :)))
Hadi bakalım başlayalım,

Köfte malzemeleri:
  • 250 gr yağsız kıyma
  • 1 ğ kadar ince bulgur
  • 2 orta boy haşlanmış patates
  • 2 - 3 yemek kaşığı kadar salça
  • 3/4 su bardağı irmik
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1 ad. yumurta
  • tuz-karabiber
  • gerektiği kadar su

İç Malzeme:

  • 1,5 kğ kadar az yağlı kıyma
  • 2 büyük kuru soğan
  • 2 yemek kaşığı salça
  • 1 - 1,5 su bardağı kadar iri kıyılmış ceviz
  • tuz-karabiber-kırmızı biber
  • Yarım demet kadar da maydanoz(olmasa da olur)

Yapılışı:

  • Kıymayı kısık ateşte yavaş yavaş kavuralım. İhtiyaç varsa biraz sıvı yağ ilave edebilirsiniz.

  • Soğanları kıyalım ve kavrulmuş ete ilave edip, soğanlar diriliğini kaybedinceye kadar pişirelim.

  • İyice kavrulduktan sonra baharatlarını atıp, karıştıralım. Benim annem maydanoz koyardı. Ben de koydum. Genelde konulmaz galiba.

  • Son olarak da cevizlerini ilave edelim.
  • İç harcımızı hazırlayıp bir tarafta soğumasını bekleyelim. Ben bir gece öncesinden hazırlamıştım. Hem içini hem köftesini aynı gün yapmaya zorlanırım diye düşünmüştüm.
  • Köftelik mazlemelerimizden simit, eti ve patatesi bir miktar su ile harmanlayalım. Et makinesinde iki defa çektim. İlk çekim biraz zor olur, simitler incelmemiş olduğundan. O nedenle su ile yumuşatarak, makinenin işini kolaylaştıralım. İkinci çekim daha kolay olur.

  • İki defa çektikten sonra kalan malzemeleri de ekleyip su ile yoğuralım.

  • Köftemiz hazırlandıktan sonra ister elinizde ceviz büyüklüğünde köfte alıp içini oyup etli harçtan koyarak kapatabilirsiniz. Ben bu şekilde yapmadım.

  • Benim makinemin içli köfte aparatı var. O nedenle işimi müthiş derecede kolaylaştırdı.

  • Gördüğünüz gibi hem incecik açmış oluyorum, istediğim uzunlukta hem de zamanımdan çalmamış oluyorum.

  • Sonra bir tabağa su koyalım ve elimizin altında bulunduralım. Elimizi ıslatarak, köftelerimizin içine etimizi koyalım ve her iki tarafından kapatalım.

Hazır satılanlarda genelde bu şekil olur. O nedenle böyle yapmaya karar verdim.

Utkum yemek için sabırsızlandığından, yemek için elini attı. Ama içerisinde çiğ yumurta olduğu için yedirmedim tabi. Mızmızladı durdu sonra. Elinden zor kaçırdım.

Etim bitti ve kalan köftemi "yapma" olarak değerlendirdim. Yalnız içerisine biraz sarımsak ezdim. Baharatını artırtım, biraz da salça ekledim. Ceviz büyüklüğünde bir parça aldım ve elimi ıslatarak, avucumun içinde resimdeki şekli verdim. Ben bunu köfteden daha çok severim. Nefis oldu.

Sonra da kızgın ve derin yağda kızarttım.

İçli köfteyi haşlaya da bilirsiniz. Maraşlılar haşlama olarak yer. Bana daha hafif geldiğinden bazen ben de haşlarım ama kızartmanın tadı da ayrı bir güzeldir hani.

Görümcem ise; biraz su biraz yağ koyarak pişirir. O da güzel olur.

Bir de, daha önce kızarttığınız ve arta kalan köfteleri daha sonra ısıtmak için haşlayabilirsiniz. O zaman yağı da azalmış olur.

Şimdi Utkuya yedirmek için acil bir şeyler gerektiğinde iki tane çıkarıp haşlıyorum. Hem besleyici, hem lezzetli Utku için.

Sevgilerimle...

Not: Bu arada söylemeden geçmişim ilk defa köfte yaptım. Evlenmeden önce annemin elinin altında yamak olarak görev yapıyordum. Gördüklerimi yaptım. İyi bir gözlemci olduğum söylenir. Ne dersiniz?

İyi hafta sonları şimdiden.

Bu da içli köftemin haşlanmış hali. İçinin resmini çekmeyi akıl edemedim. Bir dahaki sefere olsun o da. Nasıl olsa dolapta yenmeyi bekleyen köfteler var hala.

Pazartesi, Ocak 15, 2007

Enchilida


Sonia'nın ev sahipliğini yaptığı etkinliğe, uzun uzun düşündükten sonra Enchilida ile katılmaya karar verdim.
Enchilida; bir Meksika yemeği. Tarifini bir kaç kaynaktan derleyerek hazırladım. Sonra da kendime göre malzeme ölçülerini oluşturdum.  Tortillaları sabahleyin hazırlayıp kaldırmıştım. Hazır da alabilirsiniz. Ben yine kendim yapmayı tercih ettim. Akşamleyin de içini hazırlayıp fırınladım. Bu şekilde kolay oldu.

İç Malzeme:
  • 8 ad. tortilla ekmeği(tarifi aşağıda)
  • Enchilida sosu(tarifi aşağıda)
  • Yarım bardak pirinç
  • 1 su bardağı kaynamış su
  • 1,5 ad. tavuk göğsü
  • yarım kutu mantar
  • yeşil biber- kırmızı biber
  • 1 küçük soğan
  • 2 y.k domates salçası
  • yeteri kadar sıvı yağ
  • tuz- karabiber
  • 2 su bardağı kaşar(asıl tarifte mozzerella) peyniri
Tortilla
  • 1 bardağa yakın ılık su
  • 50 gr. tereyağ
  • kabartma tozu
  • tuz
  • aldığı kadar un
Enchilida sos
  • 1/2 su bardağı su
  • 1/2 su bardağı zeytin yağ
  • 1 çay kaşığı şeker
  • 4-5 diş ezilmiş sarımsak
  • 2 y.k salça
  • tuz-karabiber-kimyon
  • 1 ad. kuru soğan

Yapılışı:
  • Tortilla hamuru yoğrulur ve dinlendirilir.Tabaktan biraz küçük 8 adet yufka açılır. Teflon tavada ters yüz ederek pişirilir.
  • Yağ ile salça kavrulur ve yıkadığımız pirinçleri ilave ederek pilav pişirilir.
  • Ayrı bir tavada, küp küp doğradığımız tavuk göğsü kızara dek pişirilir . İnce ince doğradığımız soğan, kırmızı ve yeşil biber ilave edip soteleyelim, tuz karabiber atalım. Kıydığımız mantarı da ekleyelim. Mantarlar suyunu salıp, çekene kadar pişmesini bekleyelim.
  • Hazırladığımız karışımı, pilava ekleyelim.
  • Tortillaların arasına iç harcımızdan koyup, biraz da rendelediğimiz kaşardan ilave edelim. Rulo şekilde saralım. kaşarın bir kısmını üzeri için ayıralım.
  • Enchilida sos için tüm malzemeleri bir tavada pişirip, ruloların üzerine dökelim. Ayırdığımız kaşarı da üzerine koyup yaklaşık 15 dk. fırınlayalım.
Etkinliği merakla bekliyordum. Şimdi ne harika pilavlar vardır. Daha önce yapmamış olsaydım Yer fıstıklı pilavı ya da Antep Fıstıklı Dolma hazırlamakdı niyetim. Tekrar hatırlatmış olayım diye link verdim.
Tarif için faydalandığım yerler Asya ve yabanci siteler.
Yapar da beğenirseniz afiyet olsun sizlere.
Muhabbetle kalın...
Soniacığım bu kadar güzel bir konu belirlediğin için teşekkür ederim sana. Kolay gelsin.

Cumartesi, Ocak 13, 2007

Kendimle ilgili


En son ne zaman sinema ya da tiyatroya gittiğimi hatırlamıyorum. Utku ile kendi hayatıma öylesine gömülmüşüm ki. Ne; rahat rahat alışverişe çıkabiliyorum, ne kendime özel bir şeyler yapabiliyorum. İşten çıkar çıkmaz aklımdaki tek şey bir an önce ona kavuşmak. Oysa, çocuğunu ailesinin yanına bırakıp da tatile çıkanlar var. Spor salonlarına gidenler, kuaförden, güzellik salonlarından çıkmayanlar da. Ben neden böyleyim. Neden kuafore ya da alışverişe her gittiğimde, içimde karşıkoyamadığım suçluluk duygusu ve bir an önce onun yanına koşma isteği. "Onun zamanından çalıyorsun" diyor içimdeki ses.
Dün gece ise bu sese karşı koyarak, Ankara Devlet Tiyatrosunun düzenlediği oyunu izlemeye gittim. Rahatladım mı peki? Kendim için bir şeyler yaptığıma sevindim sadece o kadar. Aklımın bir köşesinde sürekli Utku varken zor oluyor arkadaşlar. Bu aralar hastalığı ve kreş uyumu beni çok zorluyor. İçim daralıyor.
Dualarınızı beklemekteyim.
Not: Hafta sonu ise mutfakta olacağım, pirinç etkinliğine hazırlık var. Mutfakta olmak beni rahatlatıyor. Bir yandan Utku ile uğraşmak bir yandan da siteye eklemek için bir şeyler hazırlamak hoş bir telaş. Seviyorum sizleri. Gelen her yorumu büyük bir keyifle okuyorum. İyiki varsınız.
Muhabbetle kalın...

Salı, Ocak 09, 2007

Kuru Meyveli Kek

Ağızda dağılan mis gibi bir kek. Bu ise en kısa zamanda tekrar yapılması istenen bir kek oldu. Ben de çok sevdim. Hatta Utkumun aşkı İrem ablası topkek diyerek yedi. Bir dahaki sefere muffin kalıbında denesem mi diye düşünüyorum. Nasıl yapıldığına gelince işte tarif;
Malzemeler:
  • 200 gr oda ısısında margarin
  • 150 gr nişasta
  • 150 gr un
  • 130-150 gr. şeker
  • 4 yumurta
  • 1 pk vanilya
  • 1 pk. kabartma tozu
  • 100 gr ceviz ve fındık karışımı
  • meyve şekerlemesi
  • kuru üzüm
  • küçük küçük dilimlenmiş kayısı
Yapılışı:
  • Margarin krem gibi olana kadar iyice çırpılır.
  • Şeker ve vanilya eklenip devam edilir.
  • Yumurtaları tek tek kırıp çırparak ekleyelim.
  • Un, nişasta, kabartma tozu, ceviz-fındık, kuru meyveleri de sırası ile ekleyip karıştırdıktan sonra, önceden yağlayıp kaldırdığımız, yüksekce bir kek kalıbına boşaltalım.
  • 175 C de 1 saat kadar pişirelim. Soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpiştirebilirsiniz.
Tarifi nereden aldığımı hatırlayamadım ama kendime göre değişiklikler yaptım. Nereden aldığımı bulur bulmaz link vereceğim.
Afiyet olsun sizlere...

Pazartesi, Ocak 08, 2007

Terbiyeli Kebap

Herkese merhabalar. Bayram tatilimiz yeni bitti ve işbaşı yaptık. Evde bağlantım kesik olduğu için internete giremedim. Fırsatını bulduğum zamanlarda ise ilk işim linklerimi ziyaret etmek oldu. Yorum bırakamasam da takip ettim arkadaşlar sizi. Bir hafta ilaç gibi geldi bana. Utkum ile güzel güzel vakit geçirdik. Tekrar işe dönmek ise büyük bir eziyet açıkcası. Bayramı ve yılbaşını geride bıraktık ve evdeyken bol bol denemeler yaptım. Zamanla hepsini yayımlayacağım. Sonra evde kalmadığıma ve çalışıyor olmama şükrettim. Yoksa 100 kilo olurdum kesin. Her günüm mutfakta yeni bir şeyler denemek ile geçti. Ve işler hiç bitmiyor. Ben toparlarken, yaramazım bir taraftan dağıtıyor. Devamlı evde olmamak çok güzelmiş yani.

Kurban bayramı demek tabiiki bol bol kebap demek. Biz de bayramdan bir kaç gün sonra yapmaya karar verdik. Kabap yapmanın tarifi mi olur demeyin arkadaşlar. Güzelce bir terbiyede bekletirseniz etinizin lezzetine doyum olmaz. Aynı zamanda yumuşacık olur.

Malzemeler:
  • 1 kğ kadar kebaplık kuşbaşı
  • 3-4 diş ezilmiş sarımsak
  • 1 çay bardağı kadar yoğurt suyu ya da süt
  • 1 ya da 2 yemek kaşığı salça
  • tuz, karabiber, nane

Yapılışı:

  • Tüm malzemeleri karıştıralım ve 5-6 saat dinlendirelim. Akşam yapacaksanız sabahleyin hazırlayıp bekletmenizi tavsiye ederim.
  • Gerisi ise bildiğimiz işlem. Şişlere etlerimizi ve yağlarımızı orantılı bir şekilde saplayarak mangalda pişiriyoruz. Bir şişe 2 adet yağ koyarsanız yeter. Yağ yemem ama kebaba lezzet veriyor. Piştikten sonra ayırıyorum.


Bu şekilde yaptığınız kebapların lezzet farkını göreceksiniz. Bundan eminim. Tecrübe ile sabittir.

Sevgilerimle...

Cuma, Aralık 29, 2006

Kereviz Çanağında Mantar

Çok fazla zamanım olmadağı için görüntüsü biraz özentisiz oldu ama tadı çok güzeldi. Yanında da tereyağlı güzel bir pilav yaptım.
Mantarı çok sevdiğimizden bayıla bayıla yedik sevgili eltişkom Pelin ile. Damak tadlarımız çok yakın. Benim en yakın arkadaşım kendisi. Yalnız bu pazartesi Almanyaya gitti. Eşinden ve çocuklarından ayrıldı. Son zamanlarda iyi değildi. Psikolojik destek alıyordu ve antidepresan kullanıyordu sürekli. Kendisi için en iyi olanı tercih etti bana göre. Şimdiden özlemeye başladım. Yalnızlık buhranına girmek üzereyim.
Tüm sevdiklerim benden uzakta.
Kendimden bahsetmekten yemeğin tarifini vermeyi unutacağım neredeyse :)
Malzemeler:
  • 4 ad. orta boy kereviz
  • 1 kutu mantar
  • 150 gr kıyma
  • 1 küçük soğan
  • 2 yeşil biber
  • 3 ortaboy domates
  • tuz-karabiber-kırmızıbiber
  • limon
  • 100 gr kadar kaşar rendesi
Yapılışı:
  • Kerevizler temizlenip ikiye bölünür ve limonlu, tuzlu suda 10-15 dk kadar haşlanır.
  • Kerevizler haşlanırken mantarlı içimizi hazırlayalım. Kıymayı bir miktar sıvı yağ ve su ile kavuralım. Arkasından doğradığımız mantarları ilave edelim. Biraz beklettikten sonra soğan ve biberi ilave edelim. Kabuklarını soyup doğradığımız domatesleri ve baharatlarını da ilave ettikten sonra tenceremizin ağnızı kapatıp, kısık ateşde pişmesini bekleyelim.
  • Haşlanmış kerevizlerimizin ortasını kaşık ile oyalım ve çanak hazırlayalım. Çanakların içine mantarlı karışımdan koyup, üzerine de kaşar peyniri ilave edip üzeri kızarana kadar fırınlayalım.

Bayramınızı ve yeni yılınızı kutluyorum. Sevdikleriniz ile birlikte güzel yıllar geçirmenizi temenni ediyorum. Yine geride bıraktığımız yılın muhasebesini yapma, gelecek yıl için yeni fikirler alma zamanı geldi. Açıkcası kendimi pek iyi hissedemiyorum.

Tatili de fırsat bilerek mutfaktan çıkamam artık ben.

Sevgi ile kalın.

Pazartesi, Aralık 25, 2006

Bayram Kurabiyesi

Çocukken, arkadaşlarım adımdan dolayı bana "kurabiye canavarı" derdi. Aklıma gelen tek kurabiye ise bayramlarda yapılan kurabiyemiz olurdu. Evet kurabiyeyi çok severdim. Annemin özenle hazırlayıp sakladığı kurabiyeleri bulup, gizlice fıstıklarını yerdim. Hatta fıstığı büyük olanı seçerdim ki dişe dokunsun değil mi? Yıllar oldu yapmayalı. Sonia'nın düzenlediği etkinliği fırsat bilerek yapayım dedim. Anteplilerin bayramlardaki vazgeçilmez kurabiyesidir. Gerçi şimdilerde pastahanelerde hazır satılıyor.
Damakta ezilecek şekilde bir kıvamı vardır.
Benim en sevdiğim ise fıstıklı olan. Fındıklı yapanı hiç görmedim. Bu arada fındığı kahve makinemde inceltirken, makinem yandı.
Resim çekerken ise; benim tatlı kuzum kurabiyelerin fıstıklarını aşırıyor. Kime çekmiş acaba. :))
Ortada ise kendime torpil geçtiğim kurabiyem var.

Malzemeler:
  • 250 gr incecik çekilmiş irmik
  • 250 gr un
  • 250 gr oda ısısında katı yağ(ben vita yağ ve sade yağ karışımı yaptım. Tereyağ ya da margarin kullanılmaz)
  • 250 gr pudra şekeri
  • Üzerine fıstık


Fıstıklı yapmak için 100 gr ince çekilmiş fıstık
Fındıklı yapmak için 50 gr çekilmiş fındık.
Yapılışı:

  • Yağ ve şeker, krem kıvamını alana kadar mikserde çırpılır.
  • Ardından irmik ve un atılır. Hamur yoğurdukça kendine geliyor. Ben, çiğ köfte yoğurur gibi yoğurdum.
  • Kıvamını anlamak için ise rulo yapıp uçlarını birleştirince çatlama yapmıyorsa olmuştur.
  • Ben hamuru ikiye böldüm. Yarısını fıstıklı, kalan yarısını sade ve fındıklı olarak. Yalnız, fıstık ve fındık ilave ettiğinizde tekrar yağ ihtiyacı oluyor. Ben fıstığı ve fındığı ekledikten sonra, kıvamını yakalayana kadar yağ ilavesi yaptım.
  • Yağlanmamış tepsiye, resimdeki gibi şekil verilir ve önceden ısıtılmış 170 C fırında 10-15 dk. pişirilir.

Muhabbetle kalın...
Not: Etkinliği tek kurabiye ile katılmak istemezdim aslında ama Utku ile ancak yetişebildim.